DEĞERLENDİRME, SORUN VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
  • Çalıştayımıza; üreticilerimiz, yemcilerimiz, tedarikçilerimiz, üretici örgütlerimiz,
    ilgili kurum ve kuruluşlarımız, üniversitelerimiz sivil toplum kuruluşlarımız ve
    basın mensuplarımız dâhil yaklaşık 350 kişi katılmış olup, Ülke genelinde tüm
    paydaşların katılımıyla gerçekleştirilen çalıştayda sektörümüzle ilgili planlama,
    üretim, yem, pazarlama ve tüketim vb. konularda kaydedilen gelişmeler
    paylaşılmış, yaşanan sorunlar tartışılmış ve tavsiye amaçlı çözüm önerileri ortaya
    konmuştur.
  • Su ürünleri yetiştiricilik sektörümüz için hayati öneme sahip olan su ürünleri
    yetiştiricilik alanlarının belirlenmesi, tahsisi ve kiralama yetkisini Gıda, Tarım ve
    Hayvancılık Bakanlığına verecek olan ve AB mevzuatı ile uyum çalışmaları
    kapsamında “Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
    Taslağı”nın, diğer kurumlarla uzlaşılarak bir an önce yasalaştırılması gerekir.
  • Açık deniz alanlarında faaliyet gösteren balık çiftliklerinin lojistik alan ve iskele
    ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak en kısa sürede çözüm bulunması,
  • Deniz balıkları yetiştiriciliği yapılan kıyı bölgelerimizdeki balıkçı barınaklarından
    uygun olanların balık çiftliklerinin kullanımına açılması ve yetiştiricilerin iskele
    taleplerinin karşılanması,
  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından başlatılan aşılama boylama alanlarına
    ilişkin çalışmanın ivedilikle tamamlanması,
  • Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından balık üretim alanları ile ilgili olarak takdir
    edilen ve çok yüksek olan orman arazi kira bedellerindeki artışın makul seviyeye
    çekilmesi,
  • Orman arazilerinde faaliyet gösteren ve daha önce izinleri alınmış ve kiralaması
    yapılmış olan su ürünleri işletmelerinin yeniden kiralanmalarında Başbakanlıktan
    görüş alınması konusundan muaf tutulması,
  • DSİ’nin su ürünleri işletmelerine su tahsisi ile ilgili Balıkçılık ve Su Ürünleri
    Genel Müdürlüğü koordineli çalışması, su kiralamalarının beş yıldan daha fazla
    süreyle yapılması,
  • Hidroloji Raporu ile ilgili özel şirketlerin aradan çıkarılması, ölçümlerin DSİ
    tarafından yaptırılarak süre ve maliyetlerin düşürülmesi,
  • TARSIM sigorta bedellerinin uygun fiyatta olması, TARSİM Sigortalı işletme
    sayısı arttırılması ve bunun için TARSİM sigortası ile ilgili tanıtım, eğitim ve
    bilgilendirme faaliyetlerinin yaygınlaştırılması,
  • Kaliteli sularda yetişen alabalık gibi balıkların üretiminde; tesisler kurulurken,
    kullanılan suyun niteliği, deşarj yeri, hazırlanan ÇED Raporu ve verilen
    taahhütnameler dikkate alınarak Çevre İzninden muaf tutulması,
  • Ülkemizdeki alabalık işletmelerinin büyük bir çoğunluğunun 50 ton/yıl
    kapasitenin altında, ulaşımın çok zor olduğu kırsal alanlarda faaliyet gösteren aile
    tipi küçük işletmeler olduğu dikkate alınarak, “Çevre Danışmanı, Su Numunesi
    Alımı, Analizi ve İzleme vb.” maliyetlerin Devlet tarafından karşılanması,
  • Üç bir tarafı denizlerle çevrili olan Ülkemizde, her bir denizimizin farklı oşinoğrafik özelliklere sahip olması nedeniyle, Denizlerde Balık Çiftliklerinin Kurulamayacağı Hassas Alan Niteliğindeki Kapalı Koy ve Körfez Alanlarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik ve Denizlerde Kurulan Balık Yetiştiriciliği Tesislerinin İzlenmesine İlişkin Tebliğin bölgesel özellikler dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi ve revize edilmesi
  • Daha sağlıklı ve etkin sonuçlar alabilmek için; Denizlerdeki Balık Çiftliklerinin İzlenmesinin “Bölgesel” olarak yapılması ve izlemenin konu uzmanlarınca, belirlenen sabit istasyonlardan düzenli olarak yapılması,
  • Sürdürülebilir su ürünleri yetiştiriciliği için; hastalıklardan arî, sertifikalı, kapalı devre kuluçkahanelerinin kurularak yaygınlaştırılması, bu “Kuluçkahane” ve “Yetiştiricilik” konularında AR-GE çalışması yapan işletmelerin de destekleme kapsamına alınması,
  • Bölgelerimizdeki üretilen ve tüketilen su ürünleri miktarları, pazar durumu, tüketim alışkanlıkları ile ilgili araştırmalar ve anketler yapılarak bu konuda sağlıklı bilgilerin temin edilmesi sağlanması ve Devletimizce sağlanacak tanıtım desteği ile halen çok düşük olan su ürünleri tüketimini arttırmaya yönelik, tüketimi teşvik edeci çalışmaların ve tanıtım kampanyalarının yapılması,
  • Sağlanacak “Tanıtım Desteği” ile “Türkiye BALIK yiyor” sloganı ile Türkiye genelinde etkinlikler düzenlenerek balığa olan farkındalığın arttırılması,
  • Desteklemelerden yapılan kesintilerin %1 ‘ e çıkarılması ve ülke balıkçılığının gelişmesi ve tüketimin arttırılması içinde tüketim desteği oluşturularak, birliklere aktarılması,
  • Kamu askeri, üniversite, özel şirket vb. kurumların yemekhanelerinde haftada en
  • az bir kez su ürünleri tüketiminin teşvik edilmesi,
  • Balık tüketimini arttırabilmek için, özellikle ilköğretim çağındaki çocuklara ve bayanlara yönelik girişimlerde bulunulması, çocukların balık tüketimini özendirebilecek reklam ve çizgi filmlerin yapılması, öğrencilere şapka, tişört, top vb. dağıtılarak onlara su ürünlerinin tanıtılması, sevdirilmesi ve tüketim alışkanlığı kazanmalarının sağlanması,
  • Etiketli barkotlu marka ürünlerin, iç piyasada yer almasının sağlanması,
  • Tüketiciye sunuş ve pişirme alternatiflerinin genişletilerek su ürünleri tüketimin
  • daha cazip ve kolay hale getirilmesi,
  • Kamuoyundaki kültür balıkları ile ilgili mevcut ön yargı ve olumsuz imajın pozitif yönde değiştirilmesi, su ürünlerinin önemi ve su ürünleri tüketiminin özendirilmesi ve arttırılması için sosyal medyanın etkin olarak kullanılması,
  • Baraj göllerinde üretim yapan alabalık işletmelerinde Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında su sıcaklığı çok yükseldiği ve mecburen toplu hasat yapmak zorunda oldukları için, Et-Süt kurumunun bu mevsimde müdahale alımı yaparak üreticinin mağdur olmasını önlemesi,
  • Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve üniversitelerce müştereken “Su Ürünlerinin Sağlık Açısından Önemi” konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi,
  • Son yapılan düzenleme ile yemde kaldırılan KDV’nin, yurtiçi su ürünleri
  • tüketimini artırmak amacıyla balık satışlarında da kaldırılması,
  • Dondurulmuş ürünlere uygulanan glaze oranlarının Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüklerince daha düzenli bir şekilde kontrol ve denetlemesinin yapılması, Su Ürünleri Mühendislerinin yetkilerine ilişkin yasal bir düzenlemeye gidilmesi,
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının meslek tanımlarına “Su Ürünleri Mühendisliği”nin de girebilmesi için “Su Ürünleri Mühendisliği” isminin ve kodunun SGK NACE Koduna (Avrupa Toplumunda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistik Sınıflaması) dâhil edilmesi,
  • Su Ürünleri Mühendislerinin diğer meslek grupları gibi mesleki haklarını kazanabilmeleri için, Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yönetmeliği’ne; işletmelerce istihdam edilen Su Ürünleri Mühendislerinden ilgili odaya kayıtlarının yaptırılmasının zorunlu hale getirilmesi,
  • Özel sektörde çalışmak isteyen/çalışan Su Ürünleri Mühendislerinin teknik donanımlarını arttırmaları ve dolayısıyla gelirini yükseltmeleri,
  • Su Ürünleri Mühendisleri Derneğinin Üretici Birlikleri ve ilgili kurumların desteğini alarak mesleki çalıştaylar düzenlemesi,
  • Su Ürünleri Teknikeri gibi ara eleman yetiştiren okullara ağırlık verilmesi,
  • Bu önerilerin yerine getirilebilmesi için, üreticilerimizin de üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği gibi, bölgesinde veya ilinde bulunan birliklere yeterince katkı sağlaması, birlikten güç doğar ilkesinden hareketle, birliklerin güçlenmesini sağlayacaktır. Birliklerde daha aktif olacağı için, güçlü ve etkin çalışabilecektir.


4. Çalıştay Kitabı

PDF, 6 MB


ÇALIŞTAY SUNUMLARI